SEÇİLEN SEVGİ SÖZCÜKLERİNİN ÖNEMİ

Kidoland

SEÇİLEN SEVGİ SÖZCÜKLERİNİN ÖNEMİ

Günlük hayatta sevgi için kullanılan sözcüklerin çocuğun gelişimine etkisinin olmayacağını düşünebiliriz. Ancak çocuğun kimlik gelişiminde seçilen sevgi sözcüklerinin de önemli etkileri görülmektedir. Çocuklarımızı severken seçtiğimiz sözcükler ne kadar doğru? Hangi sözcükleri kullanmamız çocuğumuzun gelişimini destekler? Hangileri olumsuz etki bırakır?

Öğretmenlerin ya da anne babaların çocukları “yakışıklı oğlum”,  “güzel kızım”,  “zeki çocuğum”,  “akıllı çocuğum” diyerek sevdiğini görebiliyoruz. Bu sıfatları kullanmak ne kadar doğru?

İnsanlar kabul edilme ve onay alma ihtiyacını dolayısıyla kimliğini kontrolü dışındaki özelliklere bağladığında hassas ve kırılgan bir benlik anlayışı geliştirebilir. Çocuğa “zeki oğlum” dendiğinde başarısı, kabulü ve zamanla kimliği zeki olmak üzerine kurulu hale gelir. Çocuk birey olarak var olmayı zeki imajını koruyarak sağlamaya çalışır. Bunu kendisini zeki gösterecek işleri seçerek ve zeki göstermeyecek zor işlerden kaçarak yapar. Çocukta şöyle bir düşünce yapısı gelişebilir: “Zor işi denersem ve başaramazsam beni aptal zannederler. Bu nedenle de kabul edilmem tehlikeye girer.” Bir insanın her zaman zekasını gösteren davranışları sergilemesi mümkün değildir. Bu sürekli endişe ve reddedilme duygusu yaşamasını sağlar. Dışa bağımlı bir kimlik geliştirir.

Zeki olmak gibi aynı etkiler “yakışıklılık” ve “güzellik” için de geçerlidir. Bir insanın sürekli güzel ya da yakışıklı olması beklenemez. Yaşı ilerledikçe güzelliğini kaybetmeye başladığını düşünerek depresyon belirtileri yaşayabilir. Çocuğunuzun zekası ve güzelliği aynı saç rengi gibi doğal bir özelliği olmalıdır. Kimliği güzelliği üzerine kurulan bir çocuğun güzelliğiyle ilgi beklediğini, güçlü bir benlik geliştiremediğini ve dış görünüşüne yöneltilen en küçük bir eleştiriye bile tahammül edemediğini görürüz. Kimliğini güzelliği üzerine oluşturmayan bir çocuğun güçlü bir benliğinin ve yaşama dair bir duruşunun olduğunu görürüz. Ailesi güzelliğine, zekasına veya akıllı oluşuna değil kimliğine vurgu yapmış diyebiliriz.         

Bir diğer önemli konu ise; çocuğunuzu “Aşkım, sevgilim” gibi partnerinize yönelttiğiniz sözcüklerle sevmenizdir.  0-6 yaşta çocuklar karşı cins ebeveyne yoğun bir ilgi duyar. Uzak ve ters davransa ilgisini gizli sürdürecektir.  Bu ilgi yetişkinlikteki aşktan çok farklıdır. Kendini karşı cins gözünden tanıma, benlik oluşturma, ileride karşı cinsle yürüteceği ilişki konusunda adeta prova yapmaya benzer. Örneğin bir kız çocuk babası tarafından ne kadar sevilir ve onaylanırsa, karşı cinsle ilişkisinde seçme kriteri olarak bunlara önem verecektir. Tam tersi çok sevdiği halde babası tarafından onaylanmayan ve yakın ilgi görmeyen bir kız çocuğu bu durumu içselleştirip normal kabul edecek, böylece uzak davranan erkekler benliğine yabancı gelmeyecektir.

PEKİ ÇOCUKLARIMIZI NE DİYEREK SEVECEĞİZ?

  • Çocuğunuz size (yukarıda bahsedilen tarzda) aşık olsa bile bu ebeveyn-çocuk çerçevesinde güven içerisinde sürdürülmesi gereken bir yoğun sevgidir. Sizin aşkınız, eşiniz olmalıdır. Eğer eşinizden boşanmışsanız bu konuda daha dikkatli olmanız gerekir çünkü çocuğunuz ona aşkım dediğinizde annesinin/babasının yerini aldığını düşünebilir. Çocuğunuzu çocuğunuz olarak görüp sevdiğiniz gibi, bunu onun da bu şekilde algılamasını sağlamanız gerekir. Eğer sizden gördüğünün aşk olduğunu kodlarsa, ileride de kendinden yaşça çok büyük kişiler tarafından sevilme ihtiyacı duyabilir. 
  • “Zeki çocuğum” yerine “çalışkan çocuğum” diyebilirsiniz. Çünkü çalışkan olmayı her zaman başarabilir ve bu çocuğun kontrolünde olan bir şeçimdir.
  • “Duyarlı, dürüst, iyi kalpli, sevgi dolu, düşünceli çocuğum vs.” diyebilirsiniz. Bir çocuk her zaman duyarlı, düşünceli, iyi kalpli, sevgi dolu ve dürüst olabilir. Bunlar da onun kontrolündedir. Aynı zamanda onu bu gibi olumlu özelliklere teşvik etmiş olursunuz.
  • “Canım kızım” diyebilirsiniz. Çocuğunuz her zaman sizin “canınız” olabilir. 

Çocuğunuzun güçlü ve karakterli bir kimlik geliştirebilmesi için, çocuğunuzun kontrolünde olan ve her zaman sürdürebileceği özelliklerine vurgu yapılmalıdır.

                                                                                                                      KURUM PSİKOLOĞU

UZM. PSK. DAMLA TOPRAK