ÇOCUĞUN DÜNYASI: “OYUN”

Kidoland

ÇOCUĞUN DÜNYASI: “OYUN”

Oyun, çocuğun gerçek yaşantısı ve hayal dünyası arasında kurduğu bir köprüdür. Çocuklar yaşamlarının ilk yıllarında dış dünyayı tanımayı ve uyum sağlamayı oyunla gerçekleştirir. Sınırsız hayal güçlerini oyun yoluyla dışarı yansıtırlar. Oyun sırasında eğlenirler; enerjilerini ve ilgilerini oyuna yoğunlaştırırlar. Kendini ve çevresini tanıma yolculuğuna oyunla çıkarlar. Erken çocukluk döneminde çocuğun öğrenme aracı oyundur. Oyun oynayarak eğlenen çocuk, yapılan çalışmalara aktif olarak katılır ve öğrenme süreci normale uygun seyreder.  

Oyun çocuğun gelişimi için ne gibi fırsatları yaratır?

*Çocuk için her hareket oyuna dönüşebilir. Bunlar, art arda sıçrama, tek ayak üzerinde yürüme, koşarak bir hedefe ulaşma gibi bedenini kullanabileceği tüm hareketler olabilir. Anne babaların da çocuğa hareket edebilme fırsatı vermeleri gerekir.

*Oyunun çocuğun bedensel gelişiminin yanı sıra ruhsal gelişimleri ve kişilik gelişimlerinde önemli katkıları bulunur. Oyun oynarken sosyalleşen çocuklar, oyun yoluyla “ben” ve “başkaları” kavramlarının farkına varır.  Ayrıca “paylaşmak güzeldir” fikrine ancak oyun oynarken sahip olabilirler.  Arkadaşlık ilişkileri kurmayı ve geliştirmeyi oyun sayesinde öğrenirler.

*Oyun sırasında çocuk duyu organlarını kullanarak, görerek, dokunarak, duyarak, tadarak ve koklayarak çevresini keşfeder ve tecrübe kazanır. Örneğin çocuk düğmeye bastığında müzik çalan bir oyuncağı keşfedebilir. Nesneler ve olaylara davranışlarının nasıl bir etki yarattığını ve olayları yorumlamayı deneyimler. Tahta blokları üst üste dizip dokunduğunda devrileceğini gözlemleyebilir. Daha büyük parçaları alta, küçükleri yukarı koymayı yorumlayarak fark eder.

*Çocuklar oyun oynarken bir yetişkinin ona eşlik etmesini severler. Ebeveynleri olarak çocuğunuzun oyununda oyuna müdahale etmeden rol alabilir ve oyunu kendi isteğine göre şekillendirmesini sağlayabilirsiniz.  Böylelikle çocuklarınızla olan ilişkinizi geliştirebilir ve çocuğunuzu tanıma fırsatı bulabilirsiniz.

*Oyun oynarken çocuğunuza onu dinlediğinizi ve anladığınızı iletirsiniz. Bir görevmişçesine katılarak değil tabi ki. Eğer oyununa katılırken eğlendiğinizi hissettirirseniz aranızdaki bağ daha da kuvvetlenir.

*Oyun oynarken çocuk size iç dünyasıyla ilgili çeşitli ipuçları sunar. Oyun sırasında anne ve babasını nasıl bir ebeveyn olarak görüyor; diğer insanları ve yaşantısını nasıl algılıyor ve iç dünyasında çözümleyemediği şeyler var mı gibi sorularımıza yönelik ipuçları alabiliriz.

*Oyun oynarken çocukla göz teması kurulması, oyununa fazla müdahale edilmeden katılmak ve farklı duyguları deneyimlesine ortam hazırlamak gerekir. Günümüzde çalışan anne babaların şikayet ettiği ve sorduğu soruların başında; işten geç geldikleri ve oyun oynamaya zaman kalmadığı geliyor. Ne kadar süreyle oyun oynamak gerektiği sorusuna ise çocuğun aldığı doyum önemli bir cevap olacaktır. 1 saat boyunca çocukla oyun oynamanız beklenemez elbette. 1 saati aklınızda başka konular düşünerek geçirmenizdense 20 dakika kuklalar gibi materyallerle duygu paylaşımına fırsat tanımanız daha yararlı olacaktır. Çocuğun tek başına oynama süresi belirlenirken yaşı dikkate alınmalıdır. 0-2 yaş tehlike algıları henüz gelişmediği için tek başına oyun oynamamalıdır. 3 yaştan itibaren tek başına oynama süresi 20 dakika civarında olabilir.

Okul öncesinde oyun çocuğun olmazsa olmazlarındandır.  Anne babalar çocuklarının bilişsel gelişimindeki hızlanmanın oyun yoluyla öğrenmeye bağlı olduğunu unutmamalıdır. Yaşamının ilk yılları olan erken çocukluk dönemini çocuğunuzun, eğlenerek ve oyun oynayarak geçirmesini sağlamanız önemlidir. Anne babasıyla oyun oynayabilmesini sağlamanız ise daha da önemlidir.

                                                                                                                      Uzm. Psikolog Damla TOPRAK