NEDİR BU DUYGUSAL ZEKA (EQ)? (ZEKANIN DUYGUSAL BOYUTU)

Kidoland

NEDİR BU DUYGUSAL ZEKA (EQ)? (ZEKANIN DUYGUSAL BOYUTU)

Anaokuluna üç yaşında başlayan çocukların ebeveynleriyle yapılan görüşmelerde onlardan “Çocuğum mutlu olsun yeter.”; “Çocuğum hiç birşey öğrenmese de olur sadece oyun oynasın; mutlu olsun” gibi cümleler duyarız. Çocuğun yaşı ilerledikçe yani dört yaştan itibaren ebeveynlerden duyduğumuz cümleler akademik başarılarına yönelik olmaya başlar. “Sayıları 100’e kadar sayamıyor?”; “Benim çocuğum neden daha sayıları karıştırıyor?”; “Evde okulda öğrendiklerinden bahsetmiyor.”; “Arkadaşı çok güzel resim çiziyor bizimki çöp adam bile yapamıyor” gibi kıyaslama kokan cümlelerle akademik baskıyı kurmaya başlıyorlar. Aslında yansıtılan toplumsal olarak bize aşılanan “akademik olarak başarılıysak mutlu oluruz” algısıdır. Oysa okuldaki başarımız mıdır yaşamdaki başarımızı şekillendiren? Bilişsel zekamız, yaşamdaki başarımızda yada sosyal ilişkilerimizde tek başına yeterli midir?

Okul başarısındaki mutlulukla yaşamdaki başarının paralel gidebilmesi için bilişsel zeka tek başına yeterli olmamaktadır. Bilişsel zeka okul başarısının en temel belirleyicisiyken, çocuğun sosyal yaşantısında karşılaşacağı problemlerle baş edebilme becerisi ve duygusal dayanıklılığı hakkında en ufak bir ipucu vermez. Bu nedenle, yapılan araştırmalar bilişsel zekanın yanı sıra duygusal zekanın da belirleyici olduğu konulara yoğunlaşmıştır.

Duygusal zeka; kişinin duygularını tanıma, anlama, ifade edebilme ve aynı zamanda karşı tarafın duygularını da anlama yetisidir. Okul öncesi dönemden itibaren çocukların duygusal yeterliliğini kazanmaya başlaması önemlidir. Kendi duygularını farkeden, duygularıyla başa çıkabilen ve olumsuz duygularında kendini motive edebilen bireyler yetiştirebilmemiz, çocuğun duygusal zekasını geliştirmesiyle ilgilidir. İç içe geçmiş zekanın bu iki boyutu birlikte hareket ettiğinde hem akademik olarak hem de yaşamda başarılı bireyler görebilmemiz mümkün olur.

İnsanlar bebeklikten itibaren duygusal zekasını inşa etmeye  başlar. Öfke, korku, üzüntü, mutluluk gibi duygularımıza doğuştan sahip olsak da; suçluluk, utanma, kıskançlık gibi daha karmaşık duyguları iki yaştan itibaren öğrenmeye başlarız. İlk sosyal ortamımızın ailemiz olduğunu düşünürsek ailemiz duygusal zekamızın temelleri açısından bir kez daha önemli hale geliyor.

Peki duygusal zekası yüksek bir çocuk yetiştirmek için neler yapmalıyız?

*Öncelikle çocuğunuzun hem fiziksel hem duygusal ihtiyaçlarına cevap vermeniz önemlidir. Çocukların duygusal ihtiyaçları daha karmaşıktır. Çocukların en temel olarak güvende hissetme ihtiyacı vardır. Çocuklar dünyanın güvenli bir yer olduğunu ebeveyniyle kurduğu güvenli ilişkisinden öğrenirler.

*Duygularıyla ilgili çocuğunuzun bakış açısını yansıtmak ve ona özetlemeler yapmak etkili olabilir. Çocuğunuz konuşurken anlattığı konu hakkında nasıl hissettiğini anlamak için onu can kulağı ile dinleyin ve paylaştığı konuya ayna olun. Eğer problemin ne olduğunu anladığınızı hissediyorsanız, hissettiğinizi söyleyin ve sizinle hemfikir olup olmadığını gözlemleyin. Ne söylediğini anladığınızı ifade edebilmek için kendi hayatınızdan örnekler verin. Çocuğunuz üzgün hissettiğinde hiç birşey yapmamak ve onun duygusunun gereksiz olduğunu söylemek yerine; duygularını anladığınızı ifade eden durum özetlemeleriniz yararlı olur. “Oyun oynamayı bırakıp yemeğe gelmek senin için zor biliyorum.”; “Büyük çocuklar gibi geç saatlerde uyumak istediğinin farkındayım”; “Yağmurdan dolayı dışarı çıkamadığımız için üzgünsün görüyorum”; “Ne güzel gülümsedin; mutlu olmalısın” gibi...

*Duygularını ifade etmesini öğretebilirsiniz. Duygularını kabul ettiğinizi ifade edebilirsiniz. Vereceğiniz mesajlarda bazı duyguların daha yoğun yaşanabileceğini ve her insanın böyle hissedebileceğini vurgulamanız daha anlaşılır olacaktır. “Kardeşin oyuncağını kırdığı için kendini kötü hissediyorsun anlıyorum ama bu ona vurmanı asla açıklamaz. Ona vurmak yerine duygularından bahsetmelisin. Kardeşine ‘Oyuncağımı kırdığın için sana çok kızgınım’ diyebilirsin.”

*Duygularını dinleyeceğinizi belli ederek size anlatması için onu cesaretlendirin. “Üzgün olduğunu görüyorum. İnsanlar bazen üzgün olabilirler. Anlatmak istersen seni dinleyebilirim.”. Duygularını  saklamaması için “Şuan çok üzgünsün ve bağırarak ağlamak istiyorsun. İnsanlar bazen kendini böyle kötü hissedebilirler. Bana duygularını gösterebilirsin.”

*Anlaşmazlıkları ve problemleri çözmeyi öğretin. Eğer çocuğunuz sizinle ya da bir arkadaşı ile anlaşmazlık yaşıyorsa, ona bu konuda gelebileceği noktanın limitini açıkça söylemelisiniz. Çocuğunuz, diğer kişiye zarar vermemesi kaydıyla kızmanın ve kızgın olmanın normal olduğunu bilmelidir.

*Kitaplarındaki yada fotoğraflardaki insan yüzleri üzerinden duygu analizleri yapın. Farklı yüz ifadelerini çocuğunuza göstererek fotoğraf üzerinden tahmin ve öykü oluşturma etkinlikleri yapabilirsiniz. “Bak, bu çocuk çok üzgün görünüyor; sence neden üzülmüş olabilir?” gibi öyküleri çeşitlendirebilirsiniz.

*Çocuklar duygularını yansıtmayı anne ve babalarını rol model alarak öğrenirler. Bu nedenle anne babaların da duygularını ifade etme şekline ve iletişim becerilerine dikkat etmeleri gerekir.  Çocuklarınızın sizin duygularınızı ve uygun yollarla ifade ettiğinizi görmesine  izin verebilirsiniz.

                           Kidoland Anaokulu Psikologu

Uzm. Psikolog Damla TOPRAK

 

Kitap Önerisi:         

1. Bonnie Thomas; Çocuklar İçin Duygularla İletişim Becerileri

2. Isabelle Filliozat, Virginie Limousin ve Eric Veille; Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum: Duygularım