OKUL ÖNCESİNDEN “EMPATİ” GELİŞİMİ

Kidoland

OKUL ÖNCESİNDEN “EMPATİ” GELİŞİMİ

Doğuştan empati kurma potansiyelimizin olup olmadığı bilimsel araştırmaların sürekli konusu olmuştur. Yaşamımızın çok erken dönemlerinde empati kurmayla ilgili gözlemlenen durumlar bulunur. Bebeklikten itibaren etrafımızdaki yetişkinlerin duygularını adeta bir sünger gibi emmeye başlarız. Daha bir buçuk yaşında bir bebek bile ebeveynlerinden birinin gerginliğini hissedip ona sarılarak yatıştırmaya çalışabilir. Ya da altı aylık bir bebek, yetişkinin güvenirliğini onun tepkilerine bakarak tartabilir.

Empatiyi doğuştan getiririz ancak becerimizin gelişmesi zaman alır ve deneyim gerektirir. Dört yaşındaki çocuklar başkalarının duygularını kendi duygularıyla ilişkilendirmeye başlayabilir. Altı yaş sonrasında ise kötü durumlar için başkalarına yardım önerilerinde bulunabilirler. Araştırmalara göre bir çocuk ne kadar empati kurabiliyorsa başkalarına zorbalıkta bulunması da o kadar azalır. Yetişkinlikte ise başkalarına yardım etme olasılığı artar. Çocukların daha okul öncesinden itibaren sosyal duygusal gelişimlerini desteklemek ve geliştirmek bu noktada önemli hale gelir. Sosyal duygusal becerileri geliştirilmiş çocukların ilkokula başladıklarında daha uyumlu ve olumlu sosyal davranışlar gösterdikleri gözlemlemek mümkündür. Okul öncesi dönemde empati becerilerine yönelik eğitim programları hazırlamak ve bu programlara duygu ifadelerini tanımaya yönelik çalışmalar eklemek gerekir.

Çocuklar çok küçük yaşlarda bizlere acımasızca gelen cümleler kurabilir. Üç yaşındaki çocuğunuz metroda gördüğü bir adam için “Anne bak! Amcanın burnu ne kadar büyük.” gibi bir cümle kurabilir. Üç yaş çocuğundan empati kurmasını, söylediği cümlenin o adamı nasıl hissettireceğini anlamasını bekleyemeyiz. Çok küçük yaşta empati becerisinin henüz gelişmediği bir gerçek. Ancak bizler duyguları ve karşımızdaki insanın ne hissedeceği konusunda yansıtmalarımızla empati gelişimini desteklemeye başlayabiliriz. Araştırmalar empatiye maruz kalmış çocukların; empatiyle geç yaşta karşılamış çocuklara göre daha olumlu sosyal davranışlar geliştirdiğini vurgular. O halde çok küçük yaştan itibaren empatiyi öğretmek gereklidir. Peki nasıl? Kolay olmayacağı kesin ama küçük önerilerimize kulak verin derim.

*Bebeklikten itibaren bebeğinizin ihtiyaçlarını duyarlılıkla karşılamanız çocuğunuzla güvenli bağ kurmanızı sağlar. Duygusal yada fiziksel desteği bakım veren yetişkinden alabileceğini bilen çocuklar başkalarına yardım etmeye daha meyilli olurlar. Duygusal ihtiyaçları desteklenen çocukların empati kurma eğilimi daha çok olur.

*Çocuğunuzun her türlü duygusu ile ilgili ona geribildirimler verin. Sizin olumsuz duygularınızı da görmesine fırsat tanıyın. Örneğin; “Arkadaşın oyuncağını kırdığı için üzgünsün görebiliyorum.” ; “Benim kitabımı izinsiz alıp karaladığın için kızgınım.” gibi cümlelerle duygularını ve duygularınızı özetleyin. Bazı duygularının -özellikle üzüntü, öfke gibi olumsuz duyguları- kabul edilemez olduğu öğretilen çocuklar, çoğunlukla kendilerini anlamakta ve duygularını ifade etmekte bocalama yaşarlar. O nedenle çocuğa “bu duygunu anlıyorum ve kabul ediyorum” mesajını iletmek önemlidir.

*Çocuğunuzla küçük rol yapma oyunları oynayın. Örneğin siz oyuncağını elinden çektiği arkadaşı olun. Oyuncak elinizden çekildiğinde neler hissettiğinizi ona yansıtın. Paylaşılmadığındaki duygularınız hakkında konuşun. Böyle bir durumda nasıl çözümler bulabilir; düşünmesini sağlayın. (Duygu eğitimi konusunda önceki yazılarımdan da örnekler bulabilirsiniz.)

*Çocuğunuza bir evcil hayvanı beslemek veya su vermek gibi dönemsel sorumluluklar verin. Araştırmacılar evcil hayvana sahip bireylerin daha fazla empati sahibi olduğunü öne sürer. İlkokuldayken öğretmenim sınıfımıza fanus içerisinde balık getirmişti. O dönem ona yem vermek ve balığın suyunu yenilemek gibi küçük görevlere dahil oluyorduk. Sınıf arkadaşlarıyla yapılan küçük iş birliklerinin aramızdaki paylaşımı arttırdığını ve davranışsal problemlerin çok fazla yaşanmadığını anımsıyorum. Burada önemli olan sınıfa bir hayvan dahil etmek değil başka bir varlığı önemsemeyi öğretebilmektir. Öğretmenimiz yalnızca o balığı getirip onunla kendisinin nasıl ilgilendiğini izletip ve bu sürece katılmamızı sağlamasaydı hafızamda bu kadar olumlu etkileri olmayacaktı belki de.

*Çocuğunuzla bir saksıya tohum ekerek büyütmesini sağlayın. Tohumu ektikten sonra su vermek, gün ışığına saksıyı taşımak ve sevgiyle büyümesini beklemek bir canlıyı önemseme yetisi kazandırır.

*Çocuğunuza empati konusunda rol model olun. Empatiyi öğretmek için çabalamak güzel de okul öncesi dönem çocukları somut dönemde olduğu için bir yetişkini rol model alması daha önemlidir. Ebeveyn olarak diğer yetişkinlerle sergilediğiniz ilişkiler, iletişim biçimleri empatiyi modellemenizi sağlar. Ebeveynlik tarzınızın etkisi de kaçınılmazdır. Çocuğu hatalı bir davranış yaptığında sakin kalabilen, çocuğunun duygusunu yönetebilen ve mantıklı açıklama yapabilen ebeveynler, sağlıklı duygu yönetmeyi modeller.

*Başkalarına yardım konusunda gönüllü çalışmalar yapabilirsiniz. Örneğin yardıma ihtiyacı olan çocuklara kendi oyuncaklarından seçip ulaştırmak; çocuğun kendini başkalarının yerine koymasını sağlar.

Erken yaştan itibaren empati ile yetiştirilmiş çocuklar, birer yetişkin olduklarında empatiyi uygulayan bireyler haline gelir. Başkalarının bakış açılarına ve fikirlerine saygı duyan, duygularını anlayan ve ifade eden çocuklar yetiştirmemiz dileğiyle...

                                                                                                                                             Kidoland Anaokulu Psikoloğu

Uzm. Psikolog Damla Toprak

Kaynakça

Kalantari, S. (2016). “Why we should teach empathy to preschoolers”. doi:https://www.mindful.org/teach-empathy-preschoolers/

“Three strategies to promote empathy in children.” doi:https://theconversation.com/three-strategies-to-promote-empathy-in-children-91967

Lerner, C. & Parlakian, R. (2016). “How to help your child develop empathy”. doi:https://www.zerotothree.org/resources/5-how-to-help-your-child-develop-empathy