PSİKOLOĞUN NOTU

PSİKOLOĞUN NOTU

Çocuğum Okula Başlamaya Hazır mı?

Çocuğunuz özellikle 2 yaşına kadar anne ya da bakım veren kişinin yoğun ilgisine ihtiyaç duyduğu bir dönem yaşar. Ancak 2 yaşına geldiğinde artık öz bakım gereksinimlerinin giderek azaldığı, kendini ifade etme becerisinin kazanmaya başlandığı ve bilişsel gelişimi için yoğun uyaranlara ihtiyaç duyduğu bir dönemin başladığını görürüz. Çoğu anneden de bu dönemde “Ben artık çocuğuma yetemediğimi görüyorum.” Şeklinde doğru olan tespitler duyarız. Bu tespitler doğrudur çünkü ailenin de hissettiği gibi çocuk için artık çok daha fazla uyaran ve sosyalleşmesi için gerekli bir arkadaş çevresine ihtiyaç duyduğu döneme geçilmiş demektir. Bu nedenle her çocuğun gelişim dinamikleri farklı olsa da birçok uzmanın da üzerinde fikir birliğine vardığı anaokuluna/kreşe başlama yaşı 2 yaş civarıdır.

Benzer şekilde yapılan araştırmalar da okul öncesi eğitimin önemine vurgu yapmakta, erken çocukluktaki en önemli fiziksel gelişimlerden birinin de beyin ve sinir sistemindeki sürekli gelişim olduğunu söylemektedir. Çocuğunuz 3 yaşına geldiğinde beyni yetişkin insanın beyninin %75’i büyüklüğüne ulaşmakta, 6 yaşına geldiğinde ise yetişkin beyninin %95 büyüklüğüne erişmiş olmaktadır.

Burada önemli olan diğer bir konu çocuğun anaokuluna hazır olup olmadığı kadar ailenin de buna hazır olup olmadığıdır. Çünkü “çocuğun okula başlamaya hazır olması” onun bilişsel, motor, sosyo-duygusal, dil gelişiminin yeterliliği ile ilgilidir. Çocuğunuz bu alanlarda gerekli yeterliliğe sahipse ya da okulda özellikle bir psikolog ya da çocuk gelişimi alanında uzman diğer kişiler tarafından sağlanacak destekle yaş düzeyine uygun gelişime ulaşacak düzeyde ise okula başlamaya hazır demektir. Ancak bu noktada ailelerin çocuklardan çok daha fazla soru işaretleri ile dolu olduğunu ve çocuklarının okulda mutlu olup olamayacağına ilişkin yoğun kaygılar yaşadığını görürüz. Birçok ebeveyn çocuğun artık okula başlamasının faydalı olacağını düşünür ancak okula uyum sürecinde yaşanacak olası uyum sorunlarını okulla birlikte aşmaya uygun ve yeterli bir bilişsel hazır oluşa sahip olamamaktadır.

Burada ebeveynlerin öncelikle kabul etmesi gereken konu “Okula Uyum Süreci” başlıklı yazımızda da değindiğimiz gibi çocuğun okula uyum sürecinin adı üzerinde bir süreç olduğu ve genelde 4 ile 6 hafta arasında zaman ve sabır isteyen bir dönemi gerektirdiğidir.  Bu sürecin anaokulu ve tercihen kurum psikoloğu ya da çocuk gelişimi alanında uzman diğer kişiler ile ailenin işbirliği içinde sağlıklı şekilde aşılması çok önemlidir. Bu nedenle çocuğunuzu anaokuluna başlatma konusunda öncelikle sizin KARARLI ve NET olmanız gerekmektedir. “Okula bir başlatalım bakalım okulu sevecek mi?” gibi bir düşünceniz var ise henüz siz çocuğunuzu okula göndermeye hazır değilsiniz demektir.

Ebeveynler çocuklarını okula gönderme konusunda bu kararlılığa vardıktan sonra sıra hassas bir konu olan okul seçimine gelmektedir. Her okulun misyonu, vizyonu ve çocuğa dair öncelikleri farklıdır. Bu nedenle kurum ile okula dair bütün detayları en başında konuşmak, kurumun öncelikleri ile sizin beklentilerinizin uyuşup uyuşmadığını iyi değerlendirmek gerekir. Yaptığınız görüşme sonucunda kurum ve kurum çalışanlarına dair sizde bir güven oluştu ise o kuruma karar vermek çok daha sağlıklı bir karar olacaktır. Bu noktada unutulmamalıdır ki kurumun isminden çok çocuğunuzun kurum içinde birlikte zaman geçireceği kişilerin enerjisi ve niteliği çok daha öncelikli ve önemlidir.

Okul seçimine karar verirken dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da çocuğunuza hangi okulu daha çok sevdiği şeklinde soracağınız soruya aldığınız yanıta göre hareket etmemek olacaktır. Çünkü çocuklar henüz gitmek istedikleri okulu seçecek olgunluğa ulaşmamışlardır ve size okulun sevdikleri bir yönünü değerlendirerek (örneğin sevdiği bir oyuncak olduğu için, ya da duvarları pembe diye) seçim yapabilirler. Ayrıca henüz hafıza kapasiteleri yeterince gelişmediğinden son gidilen okulun çocukların akıllarında kalma ve tercih edilme olasılığı daha yüksek olabilmektedir. Bu nedenle yapacağınız en doğru seçim çocuğunuzun gideceği okula sizin karar vermeniz ama okula uyum sürecinde de çocuğunuzun yanında olmanızdır.

Okula Uyum Süreci

Minik yavrunuz büyüdü ve artık siz de ebeveynleri olarak okula başlama konusunda NET ve KARARLI bir karar verdiniz:) Hangi okula başlayacağı konusunda tüm araştırmacı-gazetecilik özelliklerinizi kullandınız ve çocuğunuzun gideceği okulu da seçtiniz. Peki süreç bitti mi? Tabi ki hayır. Şimdi de en zorlu ve sabır gerektiren kısım başladı. Çocuğunuzun okula uyum süreci…

Okula uyum sürecinde çocukların tepkileri bireysel farklılıklar gösterse de genelde bütün çocuklarda benzer bir süreç izlenmektedir. Çoğu çocuk okula başladığı ilk hafta okula karşı istekli tavırlar gösterir. Okul onlar için keşfedilmesi gereken büyük bir oyun alanıdır. Çocuğun etrafında çok fazla uyaran vardır ve çocuklar bu uyaranları keşfetmekten büyük mutluluk duyarlar.

Ancak zaman geçtikçe çocuklar sürekli okula gelmenin anlamını kavrarlar ve okula karşı tepki de bu dönemde görülmeye başlar. Bu süreçte çocuklar anneden ayrılmış olmaktan çok, bildiği tanığı kendini güvende hissettiği bakım ortamından ayrıldığı için tepkisel davranırlar. Uyum sağlaması gereken yeni bir ortama girmiştir ve ne yapacağını ve bu ortamla nasıl baş edebileceğini bilememektedir. Evde odak noktası olmayı çoğu zaman kolaylıkla başarma imkânı bulan çocuklar okulun belli kurallarla şekillenen düzenine uyum sağlamada sıkıntı yaşayabilmektedirler. Fakat daha önce de değinildiği gibi bu bir süreçtir ve aile-okul işbirliği içinde ve kurum Psikoloğunun desteğiyle sağlıklı şekilde atlatılabilmektedir.

Bazı çocuklarda ise anneden ayrılma süreci en başından beri sorunlu olur. Çocuk annesinin de sınıfa gelmesini, yanında olmasını, annesinin yedirmesini talep eder. Bu tarz davranış örnekleri gösteren çocukların anne ile güvenli bağlanma konusunda sorunu olma ihtimalinin yüksek olduğunu ve okula uyum sürecinin de daha sancılı geçtiğini görmekteyiz. Yine benzer şekilde aşırı koruyucu tutumlar sergileyen ebeveynler söz konusu olduğunda da çocuğun okula alışma sürecinin daha zor geçtiğini görmekteyiz. Çünkü çocuk okula uyum sağlamaya çalışmak ve arkadaşlarıyla etkileşime geçmeyi seçmek yerine okulla ilgili ebeveynlerine negatif bildirimlerde bulunmaktadır. Ailede de sergilediği okulu istememe dileklerinin karşılık bulduğunu gören çocuk okula gitmeme konusundaki ısrarını daha uzun süre devam ettirmektedir.

Her ne kadar çocuklar arasında okula uyum açısından bireysel farklılıklar olduğunu söylesek de yine de çocukların kaygısını azaltmaya yarayacak birlikte yapabileceğiniz birkaç kolay rutin bulunmaktadır:

-          Okul konusunu günlük sohbetlerinize dâhil edin ve çocuğunuza okulla ilgili hikâyeler okuyun,

-          Çocuğunuzla yakında okula başlayacağını, orda yeni arkadaşlarla tanışacağını, gün çerisinde oyun hamuru, yapboz ve yeni birçok oyuncakla oynama fırsatı bulacağını, keyifli vakitler geçireceğini mutlaka konuşun,

-         Başlayacağı okul için birlikte alışverişe çıkın ve çocuğunuzun beğeneceği çanta, boya kalemleri, oyun hamurları, renkli kâğıtlar gibi materyalleri birlikte alın. Hatta okulda giymek istediği kıyafetler bile birlikte seçilebilir. Burada dikkat etmeniz gereken nokta sizin uygun olan kıyafetleri bulup, sizin tercih ettiğiniz kıyafetler arasından çocuğunuza seçme şansı tanımaktır.

-          Anaokulunun sadece çocukların bulunduğu bir yer olduğunu açıklayın ve anne babaların okulda kalmayıp işe gittiklerini çocuğunuza anlatın,

-          Çocuğunuza okulda kalacağı süreyi onun anlayabileceği şekilde açıklayın ve o saatlerde onu okuldan almaya dikkat edin,

-          Okulun ilk gününde mümkünse yanında bulunun,

-          Okula tek başına gittiği ilk günün sonunda onu küçük bir hediye ile karşılayın ve bu hediyeyi çocuğunuza okulun ilk gün hediyesi olduğunu açıklayarak verin,

 

Devam eden süreçte aşağıdaki aşamaları sağlıklı şekilde atlatmanız için bazı öneriler:

-          Çocuğunuzla birlikte okulda mutlaka oryantasyon süreci yaşayın. Bu oryantasyon sürecinin ne şekilde yapılacağına okulun psikoloğu ile birlikte çocuğun özelliklerini de değerlendirerek şekillendirin,

-      Oryantasyon sürecinde yani okulun ilk günlerinde çocuğunuzun diğer çocuklarla birlikte hareket etmesini(yemek yemesini, sınıfa çıkmasını, faaliyetlere katılmasını, uyumasını) beklemeyin. Onun için okulda henüz keşfedilmesi gereken o kadar çok şey vardır ki çok müdahalede bulunmadan süreci onun şekillendirmesine izin verin,

-        Oryantasyon sürecinin bitiminden sonra çocuğunuzu okula ayrılması kolay olan bir kişinin bırakmasını tercih edin. Bu mümkün olmuyorsa kapıdaki ayrılma anını kısa tutun ve onu öptükten sonra kararlı şekilde “Ben şimdi gidiyorum tatlım, seni şu zaman alacağım.” Şeklinde onu okuldan mutlaka alacağınızı belirten bir cümle kurun ve el salladıktan sonra dönüp arkanıza bakmayın. Çünkü annesinin ona baktığını gören çocuk sesini annesine daha rahat duyurabilmek için daha da yüksek sesle ağlamaya başlayacaktır,

-        Çocuğunuza okula başladığı ilk günlerde okulla ilgili fazla ısrarlı sorular sormamaya dikkat edin. Eğer çocuğunuz okulu çok fazla anlatmak istemiyorsa bu konuda kurumdan bilgi almayı tercih edin. Çocuğunuz okulunu size anlatmıyorsa bile oyunlarında ya da sevdiği arkadaşlarıyla olan iletişimlerinde okulu hakkında detaylar vermesi olası olacaktır.

-       Çocuğunuzun okulda yaptığı faaliyetleri olabildiğince olumlu cümlelerle karşılayın ve “Ne güzel şeyler yapmışsın? Büyüdüğünü görmek harika.” Gibi olumlu cümle kalıplarını sık kullanın.

-      Çocuğunuzun okula başlama sürecinde zorluklarla karşılaşmanız durumunda bu konuları çocuğun yanında konuşmamaya özellikle dikkat edin. Çünkü çocuklar ortamdaki konuşmaları hemen tepki vermeseler bile dinlemeye bayılırlar ve genelde de hep onlarla ilgili konuşulduğunu düşünürler, kendi üzerine alınırlar. Sizdeki kararsızlığı hissettiklerinde okula uyum süreçlerinin zorlu olma ihtimali yüksek olacaktır. Bu nedenle kendi duygu ve düşüncelerinizi çocuğunuza hissettirmemeniz faydalı olacaktır. Unutulmamalıdır ki çoğu çocuğun duyguları annelerin duygularının bir aynası gibidir ve çocuklar dünya ya annelerinin ya da bakımveren kişinin baktığı pencereden bakarlar. 

-         Aynı şekilde bir diğer önemli nokta da çocuğunuzun okula uyum sürecinde zorluk yaşamanız durumunda anneanne/babaanne gibi aile büyüklerinden alacağınız olası olumsuz tutumlar olacaktır. Böyle bir durumda tüm aile fertlerinin uyum içinde okulu destekler tavırları çocuğun yararına olacaktır,

-        Daha önce de değindiğimiz gibi okula uyum sürecinin bir süreç olduğu unutulmamalı yani sabır gerektiren bir zaman aralığı gerektirdiği baştan kabul edilmelidir. Bu noktada çocuğunuzun duygularını ve kaygılarını anlamanız, kabul etmeniz, onunla sakin kalarak konuşmanız faydalı olacaktır.

-          Her ne kadar 2 yaş civarının okula başlamak için uygun yaş olduğu kabul edilse de gelişimsel olarak bu dönemlerin çocuk için  “Hayır, istemiyorum.” “Ben yapacağım.” “O öyle değil.” Gibi cümleleri sık kullandığı ve inatçılık özelliğinin ön planda olduğu bir dönem olduğu da unutulmamalıdır. Çocuğunuzun yürümeye başlaması ile birlikte bakımverene olan bağımlılığı giderek azalmakta ve tek başına da birçok şeyi yapabildiğini fark etmesiyle bu durumunu bütün dünyaya kanıtlama çabasına girmiş olmasını doğal karşılamak gerekmektedir. 2 yaş krizi ve 3 yaş krizi olarak da adlandırılabilen bu dönemler her çocukta farklı şekilde yaşansa da çocuğunuzun okula uyum sürecinde sizin daha da sabırlı olmanızı gerektiren etmenler olduğu unutulmamalıdır.

-      Okula uyum sürecinde bazı çocuklar duygusal ve davranışsal değişimleri daha yoğun şekilde gösterebilirler. Örneğin geceleri uyanma ile kendini gösteren uyku döngüsünde bozulma, anneye daha fazla bağlılık göstermeye başlama, anneden ve evden ayrılmak istememe, yeme düzeninde bozulmalar, olduğundan farklı düzeyde hırçınlık görülebilir. Bu tepkilerin de olası ve normal olduğu kabul edilmeli ancak 1,5 aydan uzun sürmesi ve çocuğun günlük rutinlerini ciddi şekilde olumsuz etkilemeye başlaması durumunda uzman yardımına başvurulmalıdır.